Travma ve Psikoterapi Konusuna Bir Bakış


#1

İnsan beyninin yaratılıştan sahip olduğu bir özelliktir; belirsiz olanı belirginleştirme çabası. Beyin, garip gelen her şeyi sisteminde bir yerlere oturtmayı amaçlar. İnsanın deneyimlediği her yaşantı veya beyne giren her yeni veri ; âdeta içinde milyonlarca kitap bulunan koca bir kütüphaneye getirilen yeni bir kitabın konusuna göre, belki ebadına göre, belki de numaralandırılmasına göre konumlandırılması misali işlem görür zihin denilen mekanizmada.

Bilgileri anlamlandırma, düşünceleri anlamlandırma, hayatı anlamlandırma, kişileri anlamlandırma, yaşantıları anlamlandırma gibi örnekleri çoğaltılabilecek birçok konuda bunu yapmaya programlandırılmış bir mekanizmaya sahip bir şekilde yaşanmanın kimi zaman çekilmez yanları da olabiliyor elbette ki. Tam da burada film başlıyor diyebiliriz işte; pekiyi, beyin her şeyi her zaman anında anlamlandırabiliyor mu? Elbette, hayır. Daha doğrusu bunu yapmak için her zaman doğru zamana sahip olamayabiliyor. Travmatik yaşantılar beyninin bir yerlere koymakta en fazla zorlandığı konulardandır mesela. Hep havada kalırlar ve insanın zihnen dingin ve duygusal anlamda stabil olmasına engel olurlar. Gün içinde hiçbir şey yapmadan dahi kendinizi gün sonunda feci şekilde bitkin hissetmenizin bir açıklaması da işlenmemiş travmalarınız olabilir. Çünkü beyin anlamlandıramadığı, bir yerlere koyamadığı her bilgiyi tekrar tekrar işleyip anlam kazandırmaya çalışmaktadır. Travmatik yaşantıları en iyi atlatmanın yolu, onları ait olduğu rafa yerleştirmekten geçer.

Bu muazzam yetinin en büyük nimetlerinden biridir yine, dışarıdan bir yardımla ortada kalmış olanı doğru rafa yerleştirme işlemini başarıyla tamamlayabilir. Bu yardımın adına da biz psikoterapi diyoruz işte. Varsa sizin de doğru yerini bulmayı bekleyen bir kitabınız, kendiniz için en iyi olanı yapmanız umuduyla…