Psikolog ve Psikoterapist Arasındaki Fark Nedir


#1

Psikoloji alanına dair birçok insan açısından oldukça kafa karıştırıcı olan meselelerden biri de şüphesiz ki psikolog ve psikoterapistlerin ne gibi farkları olduğu konusudur. Elbette bu soruya gelene kadar öncelikli olarak psikiyatrist ve psikolog arasındaki ayrımın netliği gerekmektedir. Neyse ki karşılaştığımız sorular göz önüne alındığında bu konuyu açıklamak biz psikologlar için en basiti diyebiliriz. Bu soruya dair en kestirme olarak psikiyatristlerin tıp okumuş ve ruh sağlığı alanını da uzmanlık olarak seçmiş kişiler olduğunu, yani ilaç yazma yetkisine sahip hekim kimseler olduklarını söylemek benim için en kolayı oluyor. Buna karşın da psikologların; üniversitelerin Fen edebiyat fakültelerinin psikoloji bölümlerinden mezun olmuş kişiler olduğunu söyleyip tamamlıyorum açıklamamı. Bir de burada daha kafa karıştırıcı bir grup var iş onda klinik psikologlar. Klinik psikolog ise psikoloji veya pdr mezunlarının klinik alanda yüksek lisans veya doktora yapmasıyla elde edilen bir konumdur. Klinik görüşme ve psikopatoloji konularında lisans mezunu bir psikologtan daha fazla bilgiye sahip kimselerdir.

Bu açıklamadan sonra iki meslek grubu arasındaki ayrım konusu netleşiyor fakat bu sefer de kafalarda; ‘ hımm… Pekiyi sizler ilaç yazmıyorsanız nasıl tedavi ediyorsunuz hastalarınızı?’ şeklinde bir soru cereyan ediyor. Bu soruya da cevap olarak psikoterapiyle sağaltım sağlanabildiğini ve biz psikologların da iyileştirici yöntem olarak bunu kullandığını söylüyorum. İşte tam da bu noktada psikolog ve psikoterapi konusu devreye girdiğinde, psikoterapist kavramı kafaları karıştırıcı bir rol oynayabiliyor. Çok büyük bir genelleme gibi gelebilir belki sizlere ancak psikoloji biliminin genel tarihi ve ülkemizdeki pratik anlamda bilinirliği göz önüne alındığında, bir psikolog olarak bu kavram karmaşasına dair sorulara maruz kalma olasılığımızı rakamsal olarak ifade edemesem de yaklaşık olarak toplumun bu konuyla ilgisi olmayan kısmının tamamına yakını şeklinde söylemeyi kendimce uygun buluyorum.

Şimdi gelgelelim psikolog ve psikoterapist arasındaki farklar nelerdir sorusuna. Benim bu soruya yine kendimce bulduğum bir yanıt var elbet. Çok pratik ve açık olduğunu düşündüğüm bu yanıt şöyle; nasıl ki tıp okuyan her doktor aynı zamanda cerrah olarak mezun olmuyorsa, psikologlar da psikoterapist olarak mezun olmuş olmuyorlar. Bu açıklamaya bakıldığında evet psikolog ve psikoterapist arasındaki ilişkiyi doktor ve cerrah arasındaki ilişkiye çok benzetiyorum. Cerrahlar insanların fiziksel hastalıklarını neşterle iyileştirmeye dursun, psikoterapistler de zihinlerin tedavisi işleminde sözün etkisini kullanmaktadırlar. Sözün sağaltımdaki yerinin ne denli etkili ve sağlam olduğunu dair fikir sahibi olmak için bu benzerliğe bakmak yardımcı olabilir diye düşünmekteyim.

Aslında psikologlar psikoterapist olma yönünde yol kateetmesi gereken kişilerdir. Bu alanda teorik bilgiye sahipken, pratik anlamda müdahale yöntemlerine tam olarak hakim olmayan psikologların, psikoterapist olma yolunda eğitim alıp bir de üzerine kendilerinden daha tecrübeli terapistlerden supervizyon almaları gerekmektedir. Buradan anlaşıldığı üzere, terapist olmak psikolog olmanın ötesinde ve çok daha fazla eğitim, donanım ve tecrübe gerektiren bir konumda yer almakta.

Nasıl ki insan bedeninin iyileşmesi için ameliyat gerektiren durumlarda kişi canını emanet ettiği doktordan emin olmayı istiyorsa, psikoterapiste giden bir danışanın da aynı şekilde zihnini açtığı kişiden emin olmak istemesi en doğal hakkıdır. Ne yazık ki ülkemizde psikolog-terapist alanlarının alakasız kişilerce işgal edilmiş olmasının en büyük zararı yine onları kendine terapist olarak seçen, zihninin derinliklerine kontrolsüz bir müdahalede bulunmasına imkan veren bilinçsiz kimselere olmaktadır. Bilinçsizlik ya da maliyetti ucuza getirmeye çalışmanın sonucunu hiç bilmiyorlar ki en değerli hazineleri olan zamanla ödemektedir böyle kimseler. Böyle sahte psikolog veya terapistler ne yazık ki sahteliklerini rakamlara da yansıtmayıp piyasadaki gibi ücretlendirme yaptıklarından kendilerini kamufle edebiliyorlar.

Halbuki danışanlar , gerçek bir terapistle böyle bir yola çıkmış olsalar hem her defasında aldıkları hizmetin karşılığını doğru bir şekilde elde etmiş olacaklar hem de başlangıçtaki amaçlarına her defasında bir adım daha yaklaşmak bir yana dursun, terapiyi nihayetine erdirmekten mahrum kalmamış olacaklardır.

Aslında konunun başlangıcında vurgulamak istediğim nokta psikolog ve terapist olma arasındaki temel farklardı. Fakat konunun temelindeki meselelerde de açıklama gereği gördüğümden ayrıntıya giremeden bu yazıyı sonlandırmak durumundayım. Fakat gelecek sefere bir devam yazısıyla bu konuyu ele almak niyetindeyim.

Son olarak, görülüyor ki temel fark sağaltım için gerekli yöntem konusuna dair yetkinlik, yeterlilik ve tecrübeyle açıklanabiliyor. Umarım bu konularda kafa karışıklığı yaşayanlara bir nebze açıklayıcı olabilmiştir.