Beyin kendini yeniliyor ! - Nöroplastisite -


#1

Değişen Beynim

Beynimizin mucizevi özelliklerinden sadece biri; Nöroplastisite. Bu kavramı ilk defa bir nöropsikofelsefe sempozyumunda duyduğumda beni çok fazla heyecanlandırmıştı. Çünkü nöroplastisite, beyinde aslında bir nevi heykeltraşlık görevini temsil etmektedir. Yani beynimiz kendi kendini, karşılaştığı çeşitli durumlara göre yeniden yapılandırabilme yetisine sahip.

Bilim, insan beynin ortalama olarak 20’li yaşların başında gelişiminin durduğunu söylemekteydi, ta ki nöroplastisite kavramı keşfedilinceye dek. Bu kavramın keşfiyle beraber ünlü düşünür Heraklitos’un meşhur sözü olan ‘değişmeyen tek şey değişimin kendisidir’ söylemi bir kez daha kendini ispatlamış oldu. Gerçekten de vücudumuzdaki en değerli organlardan olan beynimizin kendini yenileyebilme ve değiştirebilme özelliğinin olması, insanoğlu icin paha biçilemez nimetlerden bir tanesidir. Evet beyin hücrelerimiz belki çoğalamıyor ancak nöroplastisite özelliği ile değişim gösterebiliyor.

Peki beynimizin değişim gösterebilme özelliğinin bizlere ne gibi faydaları olabilir? Öncelikle gelişmiş bir beynin en büyük özelliği sinaps bağlantılarının fazla olmasıdır. Beyinde ne kadar çok sinaps bağlantısı varsa o kadar fazla bilgi depolanabilir ve gerektiğinde çağrılabilir diyebiliriz. Plastisite işte bu nöronlar arası bağlantı sayısını arttırmaktadır. Bunun dışında, beyindeki nöroplastisite kapasitesi yüksek olan kişilerin öğrenme becerileri ve değişen şartlara uyum sağlayabilme kapasiteleri de daha gelişmiş olur. Kısacası, beynin nöroplastisite kapasitesinin fazla olması , beyni kullanabilme kapasitesinin de fazla olması demektir diyebiliriz.
Beynimizin nöroplastisite kapasitesini nasıl arttırabiliriz diye soracak olursak, bu soruya verilebilecek en kısa cevap çok fazla okumak ve öğrenmeyi asla bırakmamak diyebiliriz.Çünkü çalışan demir pas tutmaz ve beyin de en fazla okuyarak yeni sinaps bağlantıları oluşturabilmektedir.

Peki nöroplastisite psikiyatri ve psikoloji alanlarına ne gibi katkılar sağlamaktadır? Psikiyatri ve psikolojide birçok patolojik bozukluklar yer almaktadır. Bu patolojik bozukluklar ilaçla, psikoterapiyle ve daha birçok farklı yöntemle tedavi edilmeye çalışılmaktadır. İşte tam da bu noktada yani değişim olmasını istediğimiz bozukluklarda nöroplastisitenin varlığı bir ışık gibi doğuyor adeta. Kronik bozukluklar dediğimiz ömür boyu seyri olan hastalıklarda bile bir iyileşme ihtimalinden bahsedebilmek mümkün olabilecektir belki. Belki şizofreni gibi ağır psikotik bozukluklarda değil ama, kişilik bozuklukları, deprsyon, okb gibi patolojilerde bir umut ışığı olabilecektir. Çünklü madem ki beynin kendini değiştirebilme özelliği var, neden psikolojik ya da psikiyatrik bozukluklarda etkili olmasın.

Evet beynimizin bu muhteşem ötesi özelliğinin en güzel yanı beyin kapasitesini arttırabilme olasılığının bizim istek ve irademize ufak da olsa bir söz sahibi olma imkanı veriyor olması bence.